8/9/2009 · Kategori: Ordan Burdan Surdan__
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
7/9/2009 · Kategori: Deneme
İlköğretim öğrencilerinin duvar panolarını karıştırırken bilim çocuk dergisinin o klasik ve gubidik deneylerine rastladım. kocaman iki sayfayı kesip mantar panoya asmışlardı. deney malzemelerini hemen sayıyorum meraklı bünyeler için.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
22/7/2009 · Kategori: Felsefe-Psikoloji
Felsefe yüksek bir dağ yoludur… Issız bir yoldur ve yukarı çıktıkça daha da ıssızlaşır. Bu yolu her kim izlerse hiç korkmamalı, her şeyi geride bırakmalı ve kış karında güvenle ilerlemelidir. Kısa süre içinde altındaki dünyayı görür; kumsalları ve bataklıkları gözünün önünden kaybolur, düzgün olmayan noktaları düzelir, yırtıcı sesleri artık kulağına ulaşmaz. Ve yuvarlaklığını da görür. Kendisi her zaman saf serin dağ havasındadır ve güneşi görür, oysa aşağıda ki herkes gecenin karanlığıyla kuşatılmıştır.
-------
Budha’nın dört soylu hakikatinin gücü:
2. Acıya bağlar neden olur ( nesnelere, fikirlere, bireylere, hayatta kalmanın kendisine olan bağlar).
3. Acının panzehiri vardır: arzunun, bağın, benliğin sona erdirilmesi.
4. Acısız varoluşa giden belirli bir yol vardır: aydınlanmaya giden sekiz adımlık yol.
---------
Hiçbir şey onu telaşlandırıp heyecanlandıramaz artık. Bizi dünyaya bağlayan ve bizi (kaygı, yakıcı arzu, öfke ve kork dolu olan bizi) sürekli acı içinde ileri geri sürükleyen binlerce istenç bağı: o hepsini kesip paramparça etti. Gülümseyerek geriye, şu anda oyunun sonuna gelmiş bir satranç oyuncusu gibi kayıtsızca önünde duran bu dünyanın düşsel görüntüler geçidine bakıyor.
------
Büyük acılarda daha önemsizlerinin hissedilmesini engeller ve tersine, büyük acıların yokluğunda en küçük dertler ve sıkıntılar bile bize büyük acı verir.
------
Annesinden Arthur Schopenhauer’e mektup…
-------
İnsanların çoğu hayatlarının sonunda geriye dönüp baktıklarında molalarda yaşadıklarını görürler. Takdir etmeden ve zevk almadan yanlarından geçip giden şeyin aslında hayatları olduğunu gördüklerinde şaşırırlar. Ve böylece umutlarla kandırılan insan ölümün kucağına koşar.
------
1846’ da, bir öğle yemeğinde elli sekiz yaşındaki Schopenhauer’i ziyaret eden bir yazar on şöyle tarif ediyor:
Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!
22/7/2009 · Kategori: Deneme
Düşünerek zayıflamak diye bir şey varmış efendim. Hayır, hayır. Yasemin Soysal’ın Düşünce Gücüyle Zayıflama kitabından bahsetmiyorum. O sadece psikolojik bir yöntemle zayıflama. Benim dediğim, çok düşünen insan çok zayıflar! Cidden var mı yok mu denemedim ama bir şeylere kafa yormanın acıktırdığını biliyorum. Böyle bir durumda çelişki olmaz mı? Kafa çalıştıkça bünye acıkacak ve daha çok yemeye başlayacak. Bizim insanımızın kilolarıyla her daim problemi var. Düşünceyle zayıflanacağını öğrenen kişiler ne yapar? Gidip integral mı çözsün trigonometri mi?! Bulmacaya sarılırlar genelde gazete eklerinde. Ama öyle zayıflanmaz kardeşim. Sen mideyi tutma düşünerek zayıfla? Oldu mu? Olmadı bana göre. Eh, kilolarla başımız dertte olan bir millet olduğumuzu söylemiştim. Bu durumda düşünmeyen ve araştırmayan, kafa yormayan bir millet olduğumuz sonucu mu çıkar? Bu sorunun cevabı size kalmış bir şey fakat ben her zaman için araştırmayı ve okumayı sevmeyen bir toplum olduğumuzu düşünüyorum. Bunun nedenleri ise uzadıkça uzar. Karın tokluğuna yaşamamız gibi. Toplumsal olarak mutluluk seviyemiz düşük. Ama dertlerimiz zayıflamaya değil kilo almaya itiyor.
Evet, bu yazıyı okuyarak belki birkaç kalori yakmışızdır. Haydi canlar, az düşünelim öz düşünelim!
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
